Yapay Zeka Psikiyatriyi Nasıl Kurtarabilir?

0
63
Yapay Zeka Psikiyatriyi Nasıl Kurtarabilir?

Beş yıl içinde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki halihazırda zaten aşırı yüklenmiş olan ruh sağlığı sistemi, talebin arzı geride bırakması nedeniyle 15.600 kadar psikiyatrist kaybı yaşayabilir. Bu tahmin, 2017’de Ulusal Davranışsal Sağlık Konseyi tarafından yayımlanan bir rapora dayanmaktadır. Ancak bazı uzmanlar, o zamana kadar, ruh sağlığı profesyonellerinin yaşanacak bu açıkları hafifletmelerine yardımcı olacak beklenmedik bir aracın—yapay zekânın—hazır olabileceğini savunuyor. Tıp dünyası, yapay zekanın hastalıkları teşhis etme, görüntüleri analiz etme ve tedavi planlarına odaklanma konusundaki vaatlerini çoktan ortaya koydu. Psikiyatri ise duygusal zekâ ve insan algısı gerektiren, bilgisayarların simüle edemeyeceği benzersiz bir alan olarak bilinse de, uzmanlar burada da yapay zekanın etkili olabileceğini öne sürüyor. Yapay zekanın veri analiz etme ve insanın fark edemeyeceği ince desenleri ve uyarı işaretlerini tespit etme yeteneği, psikiyatri alanına önemli faydalar sağlayabilir.

Colorado Boulder Üniversitesi’nden araştırma profesörü Peter Foltz, bu konuda şunları söylüyor: “Klinik uzmanların, hastalarla etkileşimde bulunabilecekleri çok az zamanları var. Hastalar uzakta olabilir, randevu almak çok zor olabilir ve çoğu zaman hastalar, klinik uzmanlarla ancak üç ayda bir ya da altı ayda bir görüşebilirler.”

Yapay zeka, uzmanların sahip olduğu sınırlı zaman içinde en iyi şekilde hastalarına nasıl hizmet verebileceğini ve erişim sorunlarını nasıl aşabileceğini gösteriyor. Foltz’e göre, yapay zekâ destekli veri analizi, klinik uzmanların daha hızlı ve doğru teşhis koymalarına yardımcı olabilir, bu da hastaların daha hızlı tedaviye başlamasına olanak sağlar. Ancak daha heyecan verici olanı, yapay zekâ içeren uygulamalar veya diğer programların, uzmanların hastalarını uzaktan izlemelerine ve randevular arasında ortaya çıkan sorunları ya da değişimleri fark etmelerine imkân tanımasıdır. Bu tür bilgiler, özellikle intihar riski taşıyan ya da ruhsal sıkıntı içinde olan hastalarla düzenli olarak yapılan takibin, hayati önem taşıyabileceği gösteren araştırmalar göz önüne alındığında, hayat kurtarıcı olabilir.

Bazı ruh sağlığı uygulamaları ve programları zaten yapay zekâ içeriyor; örneğin, bilişsel davranışçı terapiden (CBT) ilham alan ve yapay zekâ kullanan bir sohbet robotu olan Woebot, ruh halini takip eden bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, kliniklerde algoritmaların yaygın olarak kullanılmasının beş ila on yıl sürebileceğini öngörüyorlar. Zihinsel sağlık alanında dijital psikiyatri direktörü olan Dr. John Torous, bu teknolojilerin güçlü olabilmesi için eğitim aldıkları verilerin doğru olması gerektiğini belirtiyor ve mental sağlık tanılarının yeterince nicelendirilemediği için henüz bir algoritmanın doğru şekilde programlanmasının zor olduğunu vurguluyor. Bu durum, ilerleyen zamanlarda daha büyük ve kapsamlı psikolojik çalışmalarla değişebilir, ancak Torous, “bu bir zorluk olacak” diyor.

Bununla birlikte, her uzman aynı görüşte değil. Cincinnati Üniversitesi Tıp Merkezi’nden psikiyatrist Dr. Henry Nasrallah, konuşma ve dilin, psikiyatride yapay zekâ için en belirgin kullanım alanlarından biri olduğunu belirtiyor. Konuşma ve ruh sağlığı arasındaki bağlantının güçlü olduğunu vurgulayan Nasrallah, monoton bir şekilde konuşmanın depresyon belirtisi olabileceğini, hızlı konuşmanın maniyle ilişkilendirilebileceğini ve dağınık kelime seçiminin şizofreniye işaret edebileceğini açıklıyor. İnsan bir klinik uzmanı, bu tür özellikleri fark edebilir; ancak Nasrallah’a göre, yapay zekâ algoritmaları, insanların fark edemeyeceği çok ince sinyalleri ve desenleri tespit edebilecek şekilde eğitilebilir.

Foltz ve ekibi Boulder’da bu alanda çalışmalar yapıyor; bunun yanında IBM gibi büyük şirketler de bu konuda faaliyet gösteriyor. Foltz ve meslektaşları, bir mobil uygulama tasarladılar; bu uygulama, hastaları tekrar edilebilir sözlü egzersizler aracılığıyla, örneğin bir hikâye anlatma ve duygusal durumlarıyla ilgili soruları yanıtlama gibi aktivitelerle yönlendiriyor. Yapay zeka sistemi, hastaların daha önceki yanıtlarıyla karşılaştırarak ve bu ses kayıtlarını daha geniş bir hasta grubunun yanıtlarıyla ölçerek, zihinsel sıkıntı belirtilerini tespit ediyor. Bu sistem, Kuzey Norveç veya kırsal Louisiana gibi ruh sağlığı hizmetlerinin yetersiz olduğu iki bölgede 225 kişi üzerinde test edildi ve uygulamanın, klinik uzmanlar kadar doğru bir şekilde konuşmaya dayalı ruhsal sıkıntı belirtilerini yakalayabildiği görüldü.

Yazılı dil de yapay zekâ destekli ruh sağlığı bakımı için umut verici bir alan olarak ortaya çıkıyor. Nasrallah’a göre, makine öğrenimi algoritmalarının, kelime seçimini ve sırasını değerlendirme konusunda klinik uzmanlardan daha iyi olduğunu gösteren çalışmalar bulunuyor. Bu sistemler, intihar notlarını doğru bir şekilde ayırt edebildiği için, sık kullanılan bir yöntem olarak, hastaların yazılarını izlemek ve uzaktan yapılan periyodik check-in’ler aracılığıyla onların kendine zarar verme riski değerlendirilmiş olabilir.

Giyilebilir cihazlar da bu alanda başka fırsatlar sunuyor. Şu anda birçok insan, uyku ve fiziksel aktivitelerini takip etmek için giyilebilir cihazlar kullanıyor; bu iki faktör de ruh sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Nasrallah, yapay zekâ kullanılarak bu davranışların analiz edilmesinin, klinik uzmanlara değerli içgörüler sağlayabileceğini belirtiyor.

Bütün bu uygulamalar gerçekten işe yarasa da, Torous, “hiçbir şey mucizevi bir çözüm değildir” diyor. Teknolojinin, uzun süredir ruh sağlığı alanında yaşanan sorunlara çözüm olarak sunulmasının heyecan verici olduğunu belirten Torous, “Ancak bazen o kadar büyük bir umut ve çaba var ki, belki de bu araçlar fazla abartılıyor” diyor.

Nasrallah ve Foltz, yapay zekânın, insan psikiyatristlerin yerini almayı ya da mevcut yapıyı tamamen yeniden icat etmeyi amaçlamadığını vurguluyor. Nasrallah, “Beynimiz, her türlü yapay zekâdan daha iyi bir bilgisayardır” diyor. Bunun yerine, ikisi de yapay zekânın, tedavi sürecini hızlandıracak veriler ve içgörüler sağlayabileceğini düşünüyorlar. Birmingham Üniversitesi’nden onursal profesör Alastair Denniston, yapay zekânın hastalık teşhisinde nasıl kullanılabileceğine dair bu yıl bir araştırma derlemesi yayımladı ve teknolojinin, doktorların tıbbi süreçlere daha fazla insan odaklı yaklaşmalarını sağlama potansiyeline dikkat çekiyor. Denniston, “Yapay zeka, günümüzün iş yoğunluğu içinde doktorların empati göstermesini engelleyen bir etkeni ortadan kaldırabilir,” diyerek, “Doktorlar artık sadece teşhis makineleri olmak zorunda kalmazlar… Onlar, işin insan tarafını daha etkili bir şekilde yerine getirebilirler” şeklinde ekliyor.